Hobi

Sensiz Geçen Zehir Günlerim

  | 

Ben hayalleriyle yaşamaya çalışan, geleceğe umutla bakan bir çocuğum. Bakıyorum, göremiyorum; susuyorum fakat işitemiyorum. Ben bedenen 19 yaşında ama ruhen belki 100 yaşında birisiyim. Ben acı tecrübelerin verdiği olgunluğu, kendi benliğimle harmanlamış bir gencim.
Benim hikayem 15 yaşında liseye başlamamla başladı. 15 yaşında hayalleri kendinden büyük bir genç Anadolu lisesine başlıyor. Olacaklardan bihaber küçük ama sevimli maratonum başladı. Kendi inandığı değerler olan bir insandım. Ama hiçbir şeye kapalı değildim. Öğrenmek benim en büyük felsefem. Benim için doğrular değişebilir.

Evet, ben hiçbir şeye körü körüne bağlanmam. Bildiğim hiçbir gerçeğin, tam gerçek olduğunu söyleyemem. Çünkü aksi ispatlanırsa, ben gerçeklerimi değiştirebilirim.

Gelelim benim herşeyim olan aileme. Annem, babam ve 2 kardeşim var. Aslında mutlu bir aileyiz. Ama tam mutlu olduğumuzda söylenemez. Babam geçmişte iyi eğitilmediği için hep problemler yaşamış. Eğitimsiz kalan bünye karakterini dünyaya karşı bir kalkan gibi oluşturmuş. Çünkü o kadar çok hayatın gerçekleriyle yüz yüze kalmışki, vücut kendi kendine bu gerçeklerden korunmak için zırh mekanizması geliştirmiş. Bazen ailesine bile zarar veriyor bu durum. Onu değiştirmek için çok çabalıyorum ama sanki çok yavaş adımlarla ilerliyoruz. Zırhına dokundukça onunda feryatlarını duyabiliyorum. İnanın bana onada hak veriyorum. Annesi ve babası ona sahip çıkmamış. 12 yaşında tek başına hayatın gerçekleriyle yüzleşmek üzere doğduğu büyüdüğü yerden, kocaman bir dünyaya İstanbul’a tek başına gitmiş.

Annem dünyanın en iyi kalpli insanıdır. Gerçekten onu herkes sever ve ben ona bayılırım. Annemde geçmişte çok acı çeksede, çektiği acılar onu olgunlaştırmış. Elindekilerin değerini bilmeyi öğretmiş. En önemlisi de bu değil mi?

Gelelim kardeşlerime: Onlar dünyanın en iyi kardeşleri. Kardeşlerimle ilgili detayları ileriki süreçte vereceğim.

Lise’ye ilk başladığım andan itibaren gözüme bir kız ilişmişti. Bu kız bana farklı ve çekici geliyordu nedense. Evet, evet bunda çözemediğim birşeyler vardı. İlköğretimde okuduğu okuldan birçok arkadaşım vardı. Çünkü ben ilköğretimde kulüp bazında basketbol oynuyordum ve onun okulunda çok fazla arkadaşım vardı.  İsmi Damla ve ben onunla konuşmak, sohbet etmek istiyordum.

Birgün onunla konuşmak için bir fırsat buldum ve hemen atağa geçip konuşmaya başladım. Herşey yolundaydı, hatta bir arkadaşı benimle çok samimi oldu. Bu sayede onunla daha fazla konuşma ve tanıma fırsatım oldu. Lise 1’in ilk döneminin son günü ona çıkma teklifi ettim ve kabul etti. İşte o andan sonra hayatımın en güzel günleri başlamış oldu. Neden derseniz, ipucu olarak ‘’ onunla aynı havayı solumak bile benim için mutluluk kaynağıydı’’. Devamını ileriki süreçte anlatmaya devam edeceğim.

Evet, Lise 1’in ilk döneminin son günü ona çıkma teklif ettim. Fakat ondan önce büyük bir hata yaptım. Kaydımı başka bir okula kaldırmak için başvuru yapmıştım ve başvuru onaylanmıştı. Eğer benimle çıkarsa bile farklı okullarda okumaya devam etmeliydik ve ilişkimizi öyle sürdürmeliydik. Daha ilişkimizin ilk gününden yan yana olamamaya başladık. Çünkü artık aynı okulda bile değildik. Ne kadar şansız bir çift olduğumuz daha ilk günden belli oldu.

İlişki dediğin yan yana birbirini tanıdıkça olan birşeydir. Oysaki bizimki uzaktan uzağa sürecek bir macera olacaktı. Tam 4 yıl 2 ay sürecekti. Koca bir 4 yıl 2 ay. Bu süreç içerisinde buluşmadık mı? Elbette buluştuk. Ama inanın bana 2 aylık bir ilişkideki insanlar bile bizden daha fazla yan yana gelmişlerdir.

Evet, biliyorum. Çok zorlu bir maraton başlıyordu ilişkimiz için… Ama sms ile ,whatsap ile , Skype ile ve çok azda olsa yanyana geçecek bir maraton olacaktı.

Size ilk başta şunu söylemek isterim: Birini tanıdıkça daha çok seveceğim, birini tanıdıkça ona daha çok bağlanacağım bir macera olacak bu.

Evet Lise 1’in 2. Döneminde resmen sevgiliydik. Dediğim gibi çok fazla yüzyüze olmasada, yazışma usulü günlük olarak konuşuyorduk. Birbirimizi böyle tanıdık. Bazen araşır, seslide konuşurduk. Size ilk başta çok şansız olduğumuzu söylemiştim değil mi? Evet ikinci şansızlığımız oldu. Babası askerdi ve tayinleri Diyarbakıra çıkmıştı…

Aynı şehirde bile yan yana çok az gelirken, şimdi ayrı şehirlerde olmamız gerekecekti. Normalde başka çiftler bu tür bir durumda ilişkiyi sürdüremeyeceklerini düşünür ve ayrılırlar. Ama bizimkisi öyle olmadı. Gerçekten seviyorduk birbirimizi ve ilişkimizin devam etmesi gerektiğini düşünüyorduk. İnanın bana tam 6 ay hiç yan yana bile gelemedik. Artık sabrımız zorlanırken, benim kahraman dayım devreye girdi. Onun adı Yunus. Birgün seni o şehre götürebilirim dedi. İçimden şansızlığımız kırılıyor mu acaba demeye başladım. Harika bir haberdi bu. Gerçekten dayım beni götürdü ve Damlayla buluştuk. Aslında bu bizim ilişkimizin bitmesini engelleyen ilk adım olmuştu.

Ve ben artık Diyarbakırı öğrendiğim için ara ara gitmeye başladım. Evet şaka gibi geliyor ama gerçek. 16 yaşında kendi şehrimden kalkıp, başka şehire onun için gidiyordum. Keşke şansızlıklarımız bu kadarla sınırlı kalsaydı. Babası bizim ilişkimizi biliyordu ve bitirmesini istemişti Damladan. Ama biz ondan saklamaya karar verdik ve ilişkimize devam ettik.

Evet, başka bir şansızlık daha oldu. Damla’nın babasının yeniden tayini çıkmıştı ve bu seferki yer Ankara. Damla bana tayinlerinin çıktığını kısık bir sesle söyledi. Sanki artık ilişkimizin biteceğini düşünür gibi. Çok endişelendi. Galiba bir daha görüşemeyeceğiz gibi düşündü.

İlk başta ben hayalleriyle yaşayan bir insanım demiştim. Benim hayallerimde Damla hep benim yanımda olmalıydı. O belkide benden 1000 kilometre öteye gitmiş olabilir. Ama ben hayallerime dört elle sarılmalıydım ve öylede yaptım.

‘’ Damla sakın endişelenme! Ben hep senin yanında olacağım. Biliyorum artık daha uzak bir yere gidiyorsun. Biliyorum artık otobüsle gelemeyeceğim. Ama unutma uçak var dedim. ‘Uçak mı’ dedi bana? Evet Damla ben ankaraya’da gelebilirim. Ben senin için o kadar fedakarlık yaptım. Bunuda yapabilirim, dedim. ‘’

Ben gerçekten Damla hayallerimde büyük bir yer kapladığı için, onun için savaşıyordum. Belki artık daha çok fedakarlık yapmam gerekecekti ama olsun. Onun için herşeyi yapmaya hazırdım.

Dediğim sözleri tuttum ve ayda birde olsa Ankaraya gitmeye başladım. Sabah 4 te kalkıp akşam eve 8 gibi tekrardan geliyordum. Hep bir gün yan yana olacağız ümidiyle ve hayaliyle yapıyordum.

Damlayla üniversite planları yapmaya başladık. Hedefimizi İstanbul olarak belirledik. Ben çalıştım ve aileme baskı yaparak istanbula gitmeyi ikna ettim. Ama şansızlıklar peşimizi yine bırakmadı. Bu sefer Damla’nın ailesi İstanbul’da okumasını istemiyorlardı.

Bir şok daha yaşıyordum. Ama size şoklara dayanıklı olduğumu söylemek isterim. Çünkü halen hayallerim vardı. Eğer benim halen hayallerim varsa, hiçbir şey bitmemiştir.

Bir şekilde babamı tekrardan ikna ettim ve olduğumuz şehre yeniden geri döndük. Çünkü daha ev eşyalarımız gelmemişti ve bu işin geri dönüşü olabilirdi. Bende o geri dönüşü kullanmayı bildim.

Damla halen Ankaradaydı. Ben yine olduğum şehre dönmüştüm. İşler arap saçına döndü sanıyordu, Damla. Ama öyle olmadı.

‘’ Damla ben bu sene yeniden hazırlanacağım ve bu sefer ankara yazacağım’’ dedim. Savaşıyordum. Hayallerim ve gelecek planlarım savaşıyordum. Ben hiçbir zaman savaşmaktan korkmadım.

Ankarada bilgisayar mühendisliği okumayı planlıyordum. Ama tek başıma olacaktım. Bu sefer ailemi bu işin içine sokmayacaktım. Ankara yerleşme planları kurarken ev almam gerektiğini düşündüm. Hem kira derdim olayacaktı, hemde rahat olacaktım. Zaten bir arabam vardı. Birde okuluma gidip gelecektim. Sevgilimle istediğim zaman buluşabilecektim.

Herşeyin planlamasını yaptım. Bu söylediğim maraton için ailemden gizli kendi hesabımda para biriktirmeye başladım. Tabi bu süreç içerisinde yine ankaraya gidip geliyordum. Belki çok sıkı olmasada o istediği zamanlarda kesin gidiyordum.

Para biriktiriyordum ve gerçektende Ankara’da artık bir ev alabilirdim. Şaka gibiydi ama 6 ayda ev alacak kadar para biriktirdim. Şimdi dahada umutluyum. Belkide artık sürekli yan yana olacaktık. Sadece bunu düşünerek bile çok mutlu olabiliyordum. Çünkü gerçekten çok seviyordum. Artık kalbimin diğer yarısı olmuştu.

Son dönemlerde bana bir gün ilişkimizin monotonlaştığını söylemişti. Bende öyle düşünmesin diye hemen uçağa atlayıp yanına gitmiştim. Belki yapabileceklerimiz o kısıtlı sürede çok kısıtlı şeyler yapıyorduk. Ama ben onun kendisini sanlı olarak karşımda gördüğüm için çok mutluydum.

5 Mart Pazar günü sabah çok yorgun bir şekilde uyanmıştım.Sanki bugün üzerimde bir ağırlık vardı. Evet, ilk defa böyle olduğumu hissediyordum. İçimde bir ağırlık olduğunu hissediyordum ama ne olduğunu bir türlü çözememiştim.

Hatta üzerime bir soğukluk hissi çöktü ve ben duş almaya karar verdim. Çünkü üniversite sınavına tam 1 hafta kalmıştı. Sınavda iyi yapmalıydım. Hem Damlaya söz vermiştim hem de hayallerim vardı benim. Herşeyin daha iyi olacağını düşündüm.

Duştan sonra Damla’nın ‘’slm’’ yazan mesajını gördüm. Damla bana böyle yazmazdı. Ne olduda böyle yazdı?

Hemen cevap verdim ve whatsapa çağırdım. Oradan ona bir önceki günden bir arkadaşımla araba sürerkenki halimizi göndermiştim. Videoları izlemesini istemiştim. Orada bmw logosunun üzerine arkadşımın babasının Toyota arabasının amblemini yapıştırdık. Çünkü o amblem babasının arabasında sökülmüş ve hiçbir işe yaramıyordu. Damlaya şaka yaptığımızı söyledim ama bana ‘’ yav he he’’ demişti. Yani anlayacağınız bana inanmıyordu. Şaşırmadım çünkü son dönemlerde gerçekten beni sorgulamaya ve yaptıklarımı beğenmemeye başlamıştı. En kötüsüde ailemi bir türlü kabullenemiyordu. Herhalde kendisine uygun göremiyordu. Bu gerçekten çok byük bir problemdi. Belkide onunda ailesi bana uygun değildi. Ama ben saygı duydum. Çünkü ben onun ailesiyle hayatımı birleştirmeyi düşünmüyordum.

Kendisiyle hayatımı birleştirecektim. Ama galiba onun için ailem ve benim yapım ona uygun değildi. Kendisinin öyle düşündüğünü hissedebiliyordum. Damla üniversiteye başladıktan sonra çok değişmişti.

Artık o eski damla yoktu karşımda. Eskiden gelmem için can atan Damla, şu aralar gelsem mi dediğimde dersim var falan gibi bahaneler üretmeye başlamıştı. Birşeyler oluyordu ve ben bilmiyordum. Onun ellerimden kayıp gittiğini düşünmeye başlamıştım son dönemlerde…

Yanılmamışım mesajına devam ettiğin şöyle bir cümle kurdu ‘’Bilal son birkaç aydır ilişkimizin heyecanının azaldığını düşünüyorum.’’

O an kafamda şimşekler çakmaya başladı. İnanın bana hayatımda öyle bir darbe yemedim. Aynı mesajda hem yalancılıkla itham edildim hem de bana bu cümleyi kurmuştu. O an kendimi çok çaresiz hissettim derken gözümden sessizce dökülen gözyaşlarıma şahit oldum.

Yıllarım, emeklerim, fedakarlıklarım hepsi bir anda çöpe gitmiş gibi hissettim. Evet, son dönemlerde hissettiğim benden uzaklaşıyor, ellerimden kayıp gidiyor gibi düşüncelerim doğru çıkmıştı. Acaba onun benim üzerimdeki düşüncelerini değiştiren ne olmuştu?

Mesajlaşmalara devam ettik ve beni kabullenemediğini söylemişti. Basit bir problem değildi bu. Ona seni asla bırakmam diyemiyordum. Çünkü beni herşeyimle kabullenemiyordu. Ona Damla seni çok seviyorum dedim ve o da bende çok seviyorum dedi. İnanın bana hayatımda bu kadar aciz ve çaresiz kalmadım.

Hani o güçlü Bilal? Hai hayalleri olan Bilal? Hani savaşan Bilal?

Artık hiçbiri kalmadı. Artık ben bir hiç oldum. Yıkıldım bittim, tükendim. Evet artık ben bu oyunu kaybettim. Belki 4 yıl 2 ay süren ayrılığımız 3 ay sonra bitecekti. Ama Damla artık o eski Damla değildi. Hayallerimize ve planlarımıza ihanet etti. Belkide olgunlaştı ve bu ilişkinin yürüyemeyeceğini düşündü. Tam olarak bilemiyorum, tek bildiğim şey artık Damla diye biri hayatımda olmayacaktı. Şuna eminim ona karşı hiçbir zaman kin beslemeyeceğim.

Bana söylediği son söz ‘’ senden çok şey öğrendim’’ oldu. Belki de aramızda olgunluk farkı vardı. Ben onun baktığı pencereden bakamıyordum galiba. Ben ondan daha fazla olgundum galiba. Davam ve sevdam uğruna savaşmayı göze almıştım. Ama o istemedi.

Artık ayrılmıştık ve ben hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Odaya kardeşlerim ve annem geldiler. Onlara ayrıldığımızı söyledim ve acı çektiğimi anlattım. Sebebini sordular, aile yapılarımız dedim. Çünkü Damla bana öyle demişti.

Annem çok üzüldü ve Damla’nın ailem hakkında öyle düşünmesi onuda yıkmıştı. Kardeşlerim Damla’ya çok sinirlenmişti. Babamında haberi oldu ve bir daha o kızla olmamam gerektiğini söyledi. Ailem ve kardeşlerim bunu Damla’ya hiç yakıştıramamışlardı ve ona çok kızmışlardı. Ama ben ona kızamıyordum bile. Çünkü gerçekten çok seviyordum.

Pazar günü birkaç arkadaşımın, amcamın ve dayımın haberi olmuştu. Herkes bana motivasyon sağlamaya çalışıyordu. Ama ben gerçekten iyi değildim. İçten içe bitiyordum.

Ferhatla buluşmuştuk. Dertleşirken bana Damla’nın başka birinden hoşlanabileceğini söyledi. Hatta %90 gibi bir ihtimalden bahsetti. Bunu Damlaya sormalıydım, yoksa içimde bu kuruntu beni bitirirdi. Cesaretimi topladım ve damlaya yazdım. Damlada böyle birşeyin olmadığını söyledi. İçim biraz daha rahatlamıştı. Neden rahatladı halen anlamış değilim.

Ayrdılığımız gece uyuyamıyordum. Bit türlü gözüme uyku girmiyordu. Hem hayallerim hem de Damla artık yoktu. Beni çok yaraladı ve kapatılması çok zor bir delik kalbimde açmıştı. Kalbim sızlıyordu evet onun yerinde kocaman bir boşluk oluşmuştu kalbimde. Hafiften ayağıma sancılar girmeye başladı. Yemek yiyemiyordum. Şükürler olsunki gece 4’te uyumayı başardım. Sabah 8 de kalkacaktım tekrardan. Evet annem beni sabah olunca kaldırdı. İnanın bana ilk defa birgün amaçsızca ve hayallerim olmadan kalktım. Ne yapacağımı bilmiyordum.

Bugün Damla’sız ilk günüm olacaktı. Araba sürmemeliydim çünkü dikkatim çok bozuktu. Ofisimize doğru yürümeye başladım.

İçimde kendi kendime konuşarak gidiyordum ve bir korna sesi geldi. Meğerse yola bakmadan direk girmişim. Ruhsuz gibi tepki vermeden hemen karşıya geçtim. Sanki duygularım kaybolmuştu ve hiçbir şey hissedemiyordum.

Yorum Yapabilirsin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir